Osmanlı İmparatorluğu, fethi hareketi ile nice ülkeleri ve bölgeleri topraklarına katmıştır.
“Tarihçiler, Osmanlı Devleti’ni kısa bir zaman içinde Anadolu ve Balkanlar’da genişlemesinin sebepleri arasında askeri gücün yanında, bir de manevi ve sosyal yönleri üzerinde durmaktadırlar. Çünkü sadece askeri gücün, dinleri tamamen farklı insanların yaşadığı bir bölgede özellikle Balkanlar’da, hızlı bir yayılma için kâfi gelmeyeceği aşikârdır. Osmanlılar, Anadolu ve Rumeli’de, gayrimüslimlerin dinlerine ve sosyal hayatlarına müdahale etmeden eski gelenekleri üzerinde yaşamalarına imkân tanımışlardır. Bilindiği gibi Bizans İmparatorluğu’nun takip ettiği idari, mali ve dini siyaset, Hıristiyan unsurlar arasında huzursuzluğun temel kaynağını teşkil etmişti.
Türklerin, fethedilen yerlerin halkına karşı adaletli, şefkatli ve taassuptan uzak siyaset, diğer bölgelerdeki gayrimüslimlerin Osmanlı ordularına karşı mukavemetini azaltan en önemli faktördür. Ayrıca, Ortodoks olan Balkan halkının, Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdit edilmesine karşılık, Türklerin, gayrimüslim cemaatlerin dini ve vicdani hislerine saygı göstermesi, bu insanların Osmanlı idaresini bir kurtarıcı olarak karşılamasına sebep olmuştur.
Bizans’a tabi halk, artık kendilerini müdafaa etmeyerek sadece ağır vergiler almakla iktifa eden bu İmparatorluğa tabi olmaktansa, hafif vergi mukabilinde mal ve can emniyetini temin eden Türk beyliklerinin idaresine girmeyi tercih ediyorlardı.” (1)
Osmanlı İmparatorluğu, yeni feth ettiği yerlerde düzen kurmak, asayişi sağlamak, İslâm’ı ve Osmanlı kültürünü yaymak üzere Anadolu’dan Türk göçleri yapmıştır. Çünkü gayrimüslim teb’anın yönetimi; ancak, Anadolu’dan gidecek ilim sahibi, bilgili, kültürlü, Osmanlı yönetim biçimini iyi bilen insanlarla olabilirdi.
Osmanlı İmparatorluğu, ilim sahibi, otorite sağlayabilecek aileleri ve kabileleri seçerek, feth ettiği yerlere göndermiş ve oralarda yeni bir düzen kurmuştur. İşte bu yerlerden biri de Rumeli’dir.
Türk Milleti köklü bir tarihi mirasa sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu, Bilecik’in Söğüt kasabasından doğarak kurulmuş ve üç kıtaya yayılmıştır.
SELANİK’İN FETHİ VE TÜRK GÖÇLERİ
Selanik ve çevresi 1. Murat devrinde Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Ancak onun şehit düşmesinden sonra bu bölgenin tekrar Bizans hâkimiyetine geçtiği anlaşılmaktadır. Yıldırım Bayezid, Anadolu işlerini yoluna koyduktan sonra Rumeli’deki fetih hareketlerini hızlandırdı. Bu arada kuzey Makedonya, Karadağ, Arnavutluk ve Epir’da Türk fetihleri birbirini takip ediyordu. Murat Hüdâvendigâr tarafından zaptedilen, ancak bir ara Sırpların eline geçen Üsküp, kesin bir şekilde Osmanlı sınırları içine alındı (1392). Bu harekât sırasında Venedikliler ve bazı Arnavut prensliklerinin idaresindeki birkaç şehir müstesna bütün Arnavutluk ve Karadağ Osmanlı hâkimiyetine girdi. Hatta Epir de alınarak, Adriyatik ve Yunan denizi sahillerinde söz sahibi olundu. İşte bu sıralarda, daha önce Osmanlı hâkimiyeti altına girmiş, ancak Kosova Savaşı’ndan sonra yeniden Bizans idaresini kabul etmiş olan Selanik şehri de ele geçirildi (21 Nisan 1394). Böylece Osmanlı kuşatması altında bulunan Bizans’ın Avrupa’dan istemiş olduğu yardım kuvvetlerinin Selanik limanı üzerinden İstanbul’a gelmeleri önlenmiş oldu. (2)
Selanik, Bâyezid’in, Timur’a yenilerek esir alındığı Ankara Savaşı’ndan sonra tekrar Bizanslıların eline geçecek, burasının kesin fethi ise II. Murat devrinde gerçekleşecektir. (3)
Sultan Murat, Anadolu Beylerbeyi Hamza Bey emrindeki Anadolu kuvvetlerini öncü olarak gönderdi. Selanik önlerine gelen Hamza Bey, bir yandan kuşatma hazırlıkları yapmaya başlarken bir yandan da Venedik Valisine haber göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Valinin red cevabı vermesi üzerine Osmanlı topçuları şehri topla dövmeye başladılar. Selanik Valisi, Venediklilerden donanma ve yardım istediyse de bu mümkün olmadı. Bu sırada Sultan Murat da kuşatma karargâhına geldi. Sultan, Evrenosoğlu Ali Bey’in tavsiyesiyle ordusuna “şehrin içindeki her şeyin askerlere ait olacağını” ilân etti. Bunun üzerine Osmanlı ordusu genel hücuma geçti. Özellikle şato tarafından yapılan şiddetli bir saldırı sonucunda surlar ele geçirildi. Daha sonra da kale kaplarının açılması ile Selanik fethedildi (19 Mart 1430). II. Murat, fetihten sonra Memlûk Sultanı’na gönderdiği Selanik fetihnamesinde, Selanik’in İstanbul’un bir benzeri olduğunu, Müslümanlara zarar vermekte belki İstanbul’dan da ileri gittiğini belirtiyor, yapılan savaşları uzun uzadıya anlatıyordu. (4)
Sultan Murat, Selanik’in fethinden sonra şehri yeniden iskân etmeye başladı. Cizyelerini ödeyenlerin evlerinde oturmalarına müsaade etti. Ayrıca Vardar Yenicesi’nden bir kısım Türk halkı getirterek buraya yerleştirdi. Bu arada, âdet olduğu üzere, bir kısım kilise manastırlar camiye çevrildi. Bununla beraber, Latinler’in kiliseleri kendilerine bırakıldığı gibi, Rumlar da 4 kiliseyi muhafaza ettiler. Daha sonra ki yıllarda yeni Türk göçleriyle şenlenen Selanik, kısa sürede bir Türk-Müslüman şehri kimliğini kazandı. (5)
11. Murat’ın tek amacı Anadolu’da Türk Birliğini sağlamak ve Beyliklerin nüfusundan faydalanarak, Rumeli’ye Türk nüfusu kaydırıp, Rumeli’yi Müslümanlaştırmak olmuştur. Anadolu’dan Rumeli’ye ilk geçiş 1354 yılında Gelibolu’dan yapılmıştır. “Selanik’te bulunan çeşitli milletlerin başlıcaları üç millettir. Bunlar da Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Mûsevilerdir. Fakat bunlardan başka Dönme adıyla sapkın bir gurup daha vardır.
Dönmeler, Müslüman kıyâfetinde olduklarından, Müslümanlardan ayırt olunmaları biraz güçtür. Ancak işi bilenler, onları derhal tanıyıp fark ederler.
Selanik’te bulunan Müslümanlar, başka İslâm ülkelerinden göç ederek buraya gelip yerleşmişlerdir.” (6)
Bizim ecdadımız, bugünkü Taşlık Köyü/Özvatan/Kayseri halkının dedeleri (dedelerimiz), Beylikler döneminde, Anadolu’da, Karaman’da yaşamışlar. Karaman Beyliği 1473’de Osmanlı’ya katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu tarafından feth edilen Rumeli’ye, Anadolu’dan Türk göçleri olmuştur. Osmanlı’nın Selanik’i feth etmesi ile Karaman’dan giden Türkler, Selanik’e yerleşmişlerdir.
İşte bugünkü Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), 1473’lerden sonra Anadolu’dan, Karaman’dan çıkıp, Rumeli’ye giderek, Selanik’in köylerine yerleşmişlerdir. (1) Doç. Dr. Bilal Eryılmaz, Osmanlı Devletinde Gayrimülim Teb'anın yönetimi, Risale Yayınları, İstanbul, 1990, Sh: 24 (2) Osmanlı Ansiklopedisi, İz Yayıncılık, İstanbul, 1996, Cilt: 1, Sh: 147 (6) Ahmet Sâfî, Dönmeler Âdeti (Bu kitap 1879 yılında kaleme alınmıştır.), Yayına Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, Zvi-Geyik Yayınları, İstanbul, Ekim 2001, Sh: 1 Favori olarak ekle (1) | Görüntüleme sayısı: 2680
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |